15 Temmuz 2012 Pazar

şuh kadın ve mahallenin delisi.

''güneş doğmuş sokaklarda
akşamdan kalan sabahlar''
Mahcupluğundan daim başı önde gezen bir deli varmış. Hayatı boyunca yalnızca kaçamak bakışlar atmış gökyüzüne. Mehcup deli sayısız kovalamalardan sonra küçük bir mahalleye sığınmış. Ahaliye akşamsan sabaha flüt çalarmış. Mahallenin çocuklarına da sabahtan akşama kadar dünyanın unutulmuş hikayelerini anlatırmış.
''çınlayan topuk sesleri
dans ediyor kaldırımda''
Acılarını daim gülerek gizleyen bir şuh kadın varmış. Hayatı boyunca yalnızca bir kaç kere içtenlikle gülmüş. Alüfte kadın devranın dönüşü sebebiyle sonunda küçük bir mahalleye sığınmış. Akşamdan sabaha sokaklarda gezer ahaliyle sohbet edermiş. Sabahtan akşama kadar evinin önüne oturup yoldan geçenleri izlermiş.
''uzaktan bir [flüt] sesi
karışıyor adımlara''
Mahallenin delisi flütünü şuh kadın aklına gelince daha da mehzun çalarmış. Şuh kadın mahallenin delisine merhamet edermiş.
''acıtıyor güzelliğin
farkında mısın?''
Gün gelmiş şuh kadın mahallenin delisini evine almış. Onu yıkamış, güzel elbiseler giydirmiş ve ona misler sürmüş. Mahallenin delisi o günden itibaren şuh kadına karşı temiz şükran duyarmış.
''günler geceler geçmiş
kaç tane hiç anlamadan''
O günden itibaren mahallenin delisi yalnızca o kadın için çalmış ve şuh kadın delinin omzunda tebessümü bulmuş.

Rene Magritte, The Lovers

DipNot:
Çıkış noktası Elçin Efendiyef'in Ak Deve romanın.
Alıntılar Teoman'ın Ruhun Sarışın şarkısından.