17 Eylül 2012 Pazartesi

iki hafta.

'Türkiye, güzel ülke.' Son ege seyahatimi gerçekleştirmeden önce, bu cümleyi kuracak olsaydım kesinlikle 'Türkiye, güzel ülkem' yazardım. Ne oldu? Ne oldu da böyle oldu? Fark tek harften ibaret ama, bu değişikliğin altında koskoca bir Selbstbild değişimi yatıyor. Artık türkçe kelimeler aramaktan yoruldum, tıpkı beni 'Türk yapan ne' sorusuna cevap aramaktan yorulduğum gibi. Bu soruya envai açıdan yaklaşılabilir ve çeşitli cevaplar verilebilir, tıpkı geçmişimde yaptığım gibi.
''Benim bu derdim''
'Türkiye, güzel.' İzmir için egenin incisi derler ama, bana göre değil. Benim gönlüm Denizli'den yana. İnsan doğduğu toprakları seçmez, ya milliyetini, sevdiklerini? İnsan seçmediğiyle de mutlu olur mu, olmalı mı? İnsan özüyle irtibatını kesmeli mi, özü ne? Sorularına ilerlemeden bile parçalanıyorum. Tekrar baştan, tekrar baştan, tekrar baştan... Takat.
''Kırılmış her yanım''
'Türkiye.' Bu ülke neresi? Batısından güneyi farklılıklarla dolu. Kuzeyinden güneyine farklılıklarla dolu. Batı ile kuzeyin önce yazılmasını sorgulayan insanlarla dolu. Belki sorgulanması gerek ama, sorgulamadan önce bunun böyle olduğunu bilmek gerek. Türkiye neresi?
''İçim yanar, içim kanar da İsyan!''
'Türk?' Ne? Ne zaman? Nerede? Nasıl? Neden? Kim?