22 Ekim 2012 Pazartesi

perdeler.

Bidare sıla yolunda ismin gerçekliğine yaklaşacak. 'Ahu gözlerini sevdiğin dilber' seni isminden geçirecek. Saçların omuzlarına konacak, sakalların sünnete yaklaşacak. Kendi kendine 'bilmem deli miyim mecnun gezerim' diyeceksin. Bilahare daha da kaybolacak zihnin bedeninde. Gayri ihtiyari 'gırılsın gollarım saramıyorum' diye hayıflanacaksın. Kollarını nerde?
''Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek'' 
Bidare ismin gerçeğini geçip hakikate erecek mi? Dördüncü perdeyi hazırlayayım mı? Ah ne kötü bir taklitçiyim.. Bu işi yapan herkes taklitçi! Ve bu işi yapan herkes kem.
''Biz, bu dünyada her şey, Allah'ın birer meczupuyuz. O, Allah, kemâllerin kemâli. O noktaya tutkun, bilerek bilmiyerek ondan onu istiyoruz. Bu yolu açan, bu ateşi bizde yakan da o, biz değiliz. Biz Allahın muradı nisbetinde kemâle bürünebiliriz. Fakat o, Allah olabilir miyiz?''
İnsanı geç.. sayısız kez bocaladı. Ya doğa yaratabilir mi? Bana kalırsa doğayı da geç.. Kendini ateist olarak tanımlayan panteistlerin olduğu dünya, buna ne diyor? 
"Omne vivum ex vivo."

7 Ekim 2012 Pazar

çürük elmalar.

''Bir gün elma bahçemizi köklerinden söküp götürdüler. Çürük elmaların arkasından ağladık, bize güldüler''
Ah Muhlis.. neçe gün, neçe ay ve neçe yıl geçti zalimliğin üstünden ama, küsen elma ağaçları geri dönmedi. Doğayı küstürdüler ve bizi çürük elmalara aşık ettiler.

Muhlis diyorum ya.. bir gün geldiler bizi köklediler ve bizi çürük elmalara aşık ettiler. Yaşa karışıp akmadı hafızama kazınan pis gülüşler. Yıllar geçti ama, ben geçemedim. Anlıyor musun?

Anlamıyorsun Muhlis! Tek anlamadığın olsa gene iyi.. saldığım bütün köklerimi ezdiler. Hayır anlamıyorsun, anlayamıyorsun!.. 'Sevdiklerimi tek tek yitiriyorum, kendi ellerimle, bilerek...'

Muhlis orda mısın?

DipNot:
Alıntıları Siminya mahlaslı blog yazarının iki farklı yazısından. İlk alıntı 'Elma bahçeleri veya yasak bakışlar' yazısınden, diğeri 'Ben her gece sevdiğime pişman olurum' yazısından.