20 Temmuz 2016 Çarşamba

duyulmayan vedalardan.

Elbette böyle olacaktı veya kuvvetle muhtemel böyle olacaktı.. Vazgeçerken bile imkanları yokluyorum. Saman alevi gibi coşuyor gönlüm ve sönüyor.. Saman alevi gibi coşuyor ve sönüyor.. İçimi saman alevine döndürüyor güzellikler. Coşarken saçmalamamak için yoklamaya çalışıyorum ihtimalleri. Her ihtimali yoklamam imkansız. İmkanları yokluyorum. Sönerken bozulmamak için yokluyorum kendimi. Bozulmamak mümkün..
"kapıları kaparım
ardıma bakarım
hayatım böyledir
bir yol ararım"

15 Temmuz 2016 Cuma

bilenler bilmeyenler bilmiyorum.

Bilenler bilir, bilmeyenler bilmez. Boş cümleler kurmayı seviyorum. Bilenler bilir Kazuo Ishiguro adında britanyalı bir yazar var. Bilmeyenler bilmez 'Beni Asla Bırakma' diye bir roman var. 'Bilenler' çok iyi roman diyorlar. Ben romanı sevmedim. Otoban kenarlarındaki dinlenme tesislerinde geçen 'sahneleri' sevdim. Bu sahnelerin içeriğini ve dahi bunlara sahne denebilir mi bilmiyorum. Yıllar oluyor okuyalı.

Otoban kenarlarındaki dinlenme tesislerini seviyorum. Bazen kendimi bir otoban kenarında kahve içerken düşlüyorum. Bu sahne bana çok romantik geliyor. Bir yerden bir yere giderken yapılan bir kahve molası veya bir yerden gelip geçerken alınan bir soluk. Orhan Gencebay çalıyor, yani öyle düşlüyorum. Düşlemeyi iyi beceriyorum ama normal - yani kalabalıkların - gerçek dediği hayata pek ayak uyduramıyorum. Bundan şikayetçi miyim bilmiyorum. Sokrat geliyor aklıma. Sokrat'ın tarzını seviyorum ama savunmasındaki retoriği sevmiyorum. Ne kadar çok şey bilmiyorum. Bilenlerden nefret mi ediyorum yoksa gıpta mı ediyorum? Bunu da bilmiyorum.
"bir dal bulup heves bağlamak
bilmiyor başka şey elimden gelmeyi"